Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi'nde İlim Yayma Cemiyeti 75. Yıl Buluşması'nda konuştu. Erdoğan'ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

"İlim Yayma Cemiyetimizin 75'inci kuruluş yıldönümü için tertiplenen bu buluşmaya hepiniz hoşgeldiniz. Sözlerimin hemen başında cemiyetimizin 75'inci yılının sizlerle birlikte ülkemiz, milletimiz ve gençlerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Yurt hizmetlerinden vakıf çalışmalarına, eğitim desteklerinden rehberlik faaliyetlerine kadar tam bir özveri içinde ilim yayma gölgesini dünyanın dört bir yanına teşmil eden tüm kardeşlerime yürekten teşekkür ediyorum.

Burada bir hususun altını çizmekte fayda görüyorum. Her ne kadar 1951 yılında kurulmuş olsa da, İlim Yayma Cemiyeti'nin tarihi Türkiye'nin tarihidir. Kuruluş felsefesi Türkiye'nin var olma mücadelesidir. İlim Yayma'nın tarihine baktığımızda bu şuurun, bu büyük idealin izlerine şahit oluyoruz.

İlim Yayma, Türkiye'nin istiklal ve istikbal davasının eğitim ve sivil toplum alanındaki mührüdür. İlim Yayma'nın mücadelesi, Türkiye'nin eğitim ve demokrasi mücadelesidir. İlim Yayma Cemiyeti, imam hatip liselerinin yeniden açılma sürecinde çok önemli bir misyonu yerine getirmiştir.

Kuruluşundan 6 gün sonra 17 Ekim 1951'de Türkiye'nin ilk imam hatip okulunun açılışına öncülük eden cemiyet, devam eden süreçte 100'den fazla imam hatibin açılmasının önünü açmıştır. Sonraki yıllarda farklı şehirlerimizde inşa ettiği yurtlarla önemli ihtiyacı yayan cemiyet, burs ve barınma hizmetleri sunmuş; on binlerce gencin eğitim almasını sağlamıştır.

Bundan 75 sene evvel, 68 inanmış yüreği halisane niyetlerle toprağa diktiği mütevazi fidan, bugün görkemli bir çınara dönüşmüştür. Bu çınarın gölgesinde nice gençler yetişti. Bu çınarın gölgesinde nice evladımız okudu. Nice kardeşim İlim Yayma Hareketi'nin açtığı yoldan yürüyerek ülkesine, milletine ve insanlığa hizmet etti.

Bugün geldiğimiz noktada, İlim Yayma Cemiyeti 192 şubesi, 153 yurdu, 122 eğitim merkezi ile Türkiye'nin geleceğini şekillendirecek gençleri ihya etmeye devam ediyor. Bir yandan İlim Yayma Vakfımız diğer yandan Sebahattin Zaim Üniversitemiz, gönüllülerimiz, hayırseverlerimiz, mezun derneklerimiz vatanına ve devletine bağlılık içinde adanmışlıkla millete ve ümmete hizmet ediyor.

Nesiller boyunca elden ele kutlu bir emanet gibi taşınan bu bayrağı, bizler de şanla şerefle taşıyacak, bizden sonrakilere teslim edeceğiz. Ben sizlere inanıyorum. Gözlerinizdeki ışıltı bana bu ümidi veriyor. Onun için durmadan, yılmadan, usanmadan bu yola devam edeceğiz.

Biz devlet ve millet olarak tarihinden güç alan bir karaktere sahibiz. İlim Yayma'nın her sayfası mücadeleyle geçen özveriyle yoğrulan bu 75 yıllık tarihi önemlidir. Asolan yarına neyi miras bırakmak istediğimizdir. Bizim en büyük hazinemiz insandır. İnsan yetiştirmek, emek ve sabır isteyen uzun soluklu bir uğraştır. Bizler ve evlatlarımız tam 75 yıl önce atılan tohumların meyvelerini topluyorsak, bugün atılacak toplumlar çeyrek asır, yarım asır sonra meyveye duracaktır.

Teknolojinin hızla değiştiği, ilerlediği günümüz dünyasında gelecek yıllarda hangi alanlara odaklanacağız? Asimetrik tehditler karşısında gençlerimizin maneviyatını nasıl koruyacağız? Daha fazla öğrencinin eğitimine nasıl katkı verecek, gençlerimizin yeteneklerini keşfetmesine nasıl yardımcı olacağız? Çağa nasıl damga vuracağız? Küresel kültür dayatmaları karşısında milli kimliğimizi nasıl koruyacağız? Vereceğimiz cevaplar önümüzdeki dönemi şekillendirecektir.

Dünyanın nereye doğru sürüklendiğini hiçbirimiz kestiremiyoruz. Teknolojinin etkisi her geçen gün büyüyor. Yapay zekayla birlikte hayatımızda köklü değişiklikler yaşanıyor. Tekno oligarklar geleceğimize de yön vermek, çıkarları doğrultusunda biçimlendirmek istiyorlar. Bu tekno oligarkların hedef kitlesini gençlerimiz oluşturuyor.

Okullarımızda meydana gelen hadiseler, zehirli tohumların nasıl tehdit oluşturduğunu göstermiştir. Bu yeni nesil elitler karşısında ne yapacağımız, nasıl duracağımız, evlatlarımızı nasıl koruyacağımız çok ama çok önemlidir.

Tekno oligarkların insanı, tabiatı, gökyüzünü ve uzayı metalaştıran tahakkümcü zihniyeti karşısında en büyük güvencemiz teknofest gençliği olacaktır. Elbette İlim Yayma gençliği olacaktır. Mesele kimliğimizi kaybetmeden ilerlemek, çağın imkanlarını kuşanmaktır."