Küresel güç dengelerinin yeniden tanımlandığı bir dönemde, Ankara'nın 'aktif tarafsızlık' ve 'denge politikası' sadece diplomatik bir tercih değil, varoluşsal bir strateji haline geldi. Doğu ve Batı blokları arasındaki makas daralırken, Türkiye'nin savunma sanayii ve enerji koridorları üzerindeki artan ağırlığı, dış politikada duygusallığa yer olmadığını bir kez daha kanıtlıyor. Önümüzdeki süreç, geleneksel devlet aklının en sert sınavlarından biri olacak.